Alevi/Bektaşilerin Kıblesi Neresidir?

Alınmış abdestim aldırırlarsa
Kılınmış Namazım kıldırırlarsa,
Sizde Hakk Diyeni öldürürlerse,
Ben de bu yayladan Şah'a giderim

(Pir Sultan Abdal)

Alevî/Bektaşi’lerin ibadeti Cem ibadeti, Kıblesi Cemal’dir. Bu yüzden cemal cemale secde olunur.

Çünkü, âdeme secde Tanrı’nın emrine uymadır. Bu emre sadece şeytan uymadı. Bilindiği gibi; Tanrı, Âdem’i yarattığında tüm meleklere O’na secde (niyaz) etmelerini emretti.

Onu şekillendirip içine ruhumdan üflediğim zaman onun için saygı ile eğilin..

Sad Süresi: 72. Ayet

Tüm melekler bu emre uydular ve secde ettiler. Şeytan ise, ateşten yaratıldığını ve melek olduğunu ileri sürerek topraktan yaratılan Âdem’e secde etmeyi benliğine yediremedi, Allah’ın emrine uymayı reddetti. Benlik getirdi ve Tanrı’ya âsi oldu.

Hani Rabbin meleklere, “Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen secde edin”

Hicr Suresi: Ayet -29

Tanrı insanı yaratırken kendi nûrundan kattı. Dolayısıyla insan, Tanrı’nın bir tecellisidir. İnsan kıbledir.

Çünki Hâkk’ı görmişem 'Ayn-ül-yakîn
Olmuşam hem "ilm ile 'İlm-ül-yakîn
Hâkk ile çün vâsıl oldum men yakîn
Tanıdum bildüm seni Hâkk-ul-yakîn

Mağrıb’ü maşrıka Hâk'dur söyleyen
Hani bir 'âşık bugün Hâk isteyen
Hâk 'ayân oldı Hâk'ı görmeyen
Oldı Seytân Âdem'i Hâk bilmeyen"

Seyyid Nesimi

İnsana niyâz, Tanrı’ya niyâz demektir; Tanrı’ya yakarma ve duadır. Niyâz (secde), toprağa değil, âdeme (insana) yapılır.

Hac 32. âyet gereğince niyâz, Allah’ın kutsadığı nişânelerine hürmet, kalplerindeki Allah sevgisi ve imanların takvâsındandır.

Allah gözlerine çekmis bir perde
Yok dersin Allah gökde ve yerde
Gösterelim gel de gör Hakk nerde
Secde edersin Didar'a karşı
EDİP HARABİ

İşte, Ayin-i Cem’de eda edilen, tarîkat namazı/niyazı, yüz yüze (cemal cemale) kılınır ve canlar bu nedenle birbirlerine yaptıkları secde ile AIlah’a secde etmektedirler.

Sofular secde ederler mescidin mihrabına
Yar eşiği secdegahım, yüz sürerim kime ne
Kah çıkarım gökyüzüne hükmederim Kaf be Kaf
Kah inerim yeryüzüne yar severim kime ne

Seyyid Nesimi

Alevi Bektasi islam inancında Hakk’ın evi/durağı mekanı, İnsan-ı Kamil’in gönlüdür. Çünkü lamekan olup, sadece gönüllerde mesken tutandır.

Ben size ŞAH damarınızdan daha yakınım”

Kaf Süresi: Ayet 16

Nitekim, HACE BEKTAŞ-I VELİ; Hakk’ın evini bakın nasıl tarif ediyor:

Gönül, âlemlerin padişahının nazargâhıdır. Çalap (Tanrı) ile cümle nesne (herşey) arasında perde vardır, lâkin gönül ile Çalap arasında perde yoktur.

Gönül, Kâbe´ye benzer. Kâbe´ye varmak isteyen ayak ile, gönle varmak isteyen yüz üste yürümelidir. Bu yüzdenir ki, âşıklar yüzlerini yere sürerler.

Kâbe´ye gidenlere kılavuz gerekir,Kur´ân onların yoldaşıdır. Amma, gönle gidenlere Çalap Tanrı yoldaştır.

Hünkâr Hace Bektaş-ı Veli

Yine Mevlâna gerçek Kâbe’ nin yani Kıblenin neresi olduğunu bakın nasıl tarif ediyor:

Mekke’deki Kabe Azer oğlu Halil’in yaptığı bir binadır. Gerçek Kabe olan insan kalbi ise Allah’ın binası ve nazargahıdır.

Mevlâna

Mevlâna Hocası Şems-i Tebrizi ise Kâbe’ nin neresi olduğu noktasında bakın ne diyor:

Hz. Muhammed’in söylediği bir sır var. Sen bunu anlamıyorsun. Kabe dünyanın ortasındadır. Onun etrafında halka olan dünyanın hepsi yüzünü ona çevirir. Bu kabeyi ortadan kaldırınca onlar, birbirlerinin kalplerine secde ederler. Onun secdesi bunun, bunun secdesi de onun gönlüne karşıdır

Şemş-i Tebrizi

Yunus Emre ise bir değişinde şöyle söyler:

Gönül mü yeğ, Ka'be mi yeğ ayıt bana aklı eren
Gönül yeğdürür zıra kim gönüldedür dost durağı'

A aklı eren, söyle bana. Gönül mü yeğ, Kabe mi yeğ? Gönül yeğdir mutlaka, Cünkü dostun (Hakk'ın) durağı, gönüldedir

Peki Kur-an-ı Kerim’de ibadet edilirken Kıble neresidir?

Kur’an- Kerim’in EL- Bakara suresi, ibadet ederken nereye dönülmesi konusunda bakın ne diyor:

Hakk, Dost, Zahir, Batın, Hazır, Gaib. Sırr-ül Sır Erenlerinin Gülcemallerine aşk…

Ber-Cemal-i Muhammed, Kemal-i İmam Hasan, İmam Hüseyin, Ali ra Bülende salavat…

Allahümme salli ala seyyidina Muhammed-in ve ala Ali Muhammed…

İnsanlardan aklı , idraki olmayanlar diyecekler ki: ” bunları yöneldikleri kıbleden döndüren sebep de nedir? Doğu da Allah’ındır Batı da . Dilediğine doğru ve düz yolu buldurur…

Bakara Suresi: 142

İbadet ederken Kıblenin neresi olması gerektiğine belki de en güzel cevabı Harabi vermiştir:

Zühd ü riya ile olan ibadet
Hatadır Hazreti Settar'a karşı
Böyle namaz ile olamaz ümmet
Hiç kimse Ahmed-i Muhtar'a karşı

Tarikatsız mü'min olamaz kimse
Nur'u nübüvvetle dolamaz kimse
Hakk'ı Peygamber'i bulamaz kimse
Yatıp kalkmak ile duvara karşı

Allah gözlerine çekmiş bir perde
Yok dersin Allah'ı gökte ve yerde
Gösterelim gel de gör Hakk'ı nerde
Secde eylersin didar'a karşı"

Harabi

Sonuç olarak :

Alevi/ Bektaşi Kur’an-ı Kerimin Batıni yorumuna tabidir. Bu nedenle namazında/Niyazında, kıble cemal cemaledir ( yüz yüzedir) Çünkü Hakk’ın evi gönüllerdir. Alevi/Bektaşi anlayışında, aynı Mekke de, hacıların birbirinin yüzüne bakarak kadın erkek karışık kıldığı namaz gibi, ya da aynı kırklar ceminde İki cihan sultanı Muhammed Mustafa’nın kıldığı gibi niyaz cemal cemaledir (yüzyüze)

İsmi Şah Bism-i Şah Allah Allah, hayırlar fet ola, şerler def ola Hak-Muhammed-Ali yol göstericimiz ola, Gerçeğin demine hu diyelim…

” Ben size şah damarınızdan daha yakınım”

( Kaf Suresi 16. ayet)

Üç kişi bir araya gelirse, dördüncüsü benim. Dört kişi bir araya gelirse, beşincisi benim.”

( Mucadile Suresi 7. ayet)

Degerli Canlar…. Alevi Bektaşi İnancında Tanrı İnsandan ayır değildir. Bu nedenle Ayin-i Cemlerde cemal cemal’e Niyaz olunur.

KUR ‘AN KELÂMMIZDIR:

https://youtu.be/2bdxkkuHLaQ

Nitekim Ku’an ile sohbetimize devam edelim:

” İnsanlardan aklı , idraki olmayanlar diyecekler ki:

” Bunları yöneldikleri kıbleden döndüren sebep de nedir?

Ey Muhammed, Allah’a yönelenleri kıblesinden çevirenlere de ki

Doğu da Allah’ındır Batı da .

O, Dilediğine doğru ve düz yolu buldurur…:”.
Bakara Suresi 142

Doğuda Tanrı’nındır Batı da Tanrı’nın.
Her ne yöne baksan.. Gör Tanrı cemalin

Ne Tarafa dönersen bil ki.. Hakk’ı görürsün
Tüm varlıklarda O vardır. Doğru bakarsan görürsün

Şüphe yok ki Tanrı’nın Rahmeti bol. Lütfu Bol
O her şeyi Bilendir. yeter ki sen kutlu ol.
(Bakara suresi: ayet 115)

DERLEYEN: SERKAN HORUZ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir