EHL-İ BEYT  NE DEMEKTİR? KİMLERDEN OLUŞUR?

Ehl-i Beyt; Arapça ev halkı demektir. Islami literatürde ise, Hz. Muhammed’in ev halkı soyu/evlatları manaları taşır.

Ehl-i Beyt Kur’an-ı Kerimde yüceltildigi/kutsandığı için kimlerden oluştuğu  önem arz etmektedir. Bu bağlamda, Ehl-i Beyt’in kimlerden oluştuğu konusunda ekseri çoğunluk: Ehl-i Beyt’in; Hz. Muhammed Mustafa Efendimizin ailesi ve evlâtları ile Mü’minlerin anneleri Hz. Hatice, Hz. Fatıma, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’ den oluştuğunu kabul eder. (Râzî, Tefsir-i Kebir, XXV, 181)

https://youtu.be/Mpjwzp8r5Xc

Pençe-i Ali Aba

Peygamber’imizin şerefli nesebi Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin vasıtasıyla devam ettiği için, onların kıyamete kadar gelecek olan evlâtları da Ehl-i Beyt’in birer parçasıdır. Onları sevmek; ” ben müsmanım” diyen her inanana Kur’an emri ile farzdır. Bu sevgi çok şerefli ve gereklidir. Kalbinde azıcık Ehl-i Beyt sevgisi bulunmayan kimse, Hz. Rasûlullah’ın sevgisinde yalancıdır.

De ki: “Ben, buna karşılık sizden, yakın akrabamı/Ehlibeytimi sevmeniz dışında bir ücret istemiyorum.” Kim bir iyilik/güzellik üretirse onun için, o ürettiğine bir güzellik daha ekleriz

Şura Suresi: Ayet 23

Yine Yüce Allah, Hz. Peygamber’in Ehl-i Beytini bizzat Kur’an’da zikretmiş ve onlara şu şekilde iltifatta bulunmuştur:

İsmişah! Bismişah Allah Allah…

Ber-Cemal-i Muhammed, Kemal-i İmam Hasan, İmam Hüseyin, Ali ra Bülende salavat…

Allahümme salli ala seyyidina Muhammed-in ve ala Ali Muhammed.

Ey Ehl-i Beyt! ALLAH sizden sadece günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.

Ahzap Suresi: Ayet 33

Ümmü Seleme validemiz demiştir ki:

Bu âyet-i kerime benim evimde indi. Hz Rasûlullah (s.a.v) Ali, Fâtıma, Hasan ve Hüseyin’i çağırdı. Onları Hayber yapımı geniş bir elbisenin altına topladı, kendisi de içine girdi ve:

“İşte bunlar benim Ehl-i Beytimdir” buyurdu. Sonra inen ayet-i kerimeyi okudu ve:

“ALLAHım! Onlardan kötülükleri gider. Onları tertemiz et!” diye duâ etti. Ben: “Yâ Rasûlullah, ben Ehl-i Beytten değil miyim? dedim.” Hz. Rasûlullah ,

“Sen benim ehlimsin. Sen zaten hayır içindesin”

 buyurdu

Taberî, Câmiü’l-Beyân, Cüz:XXII, Shf:7; Ibnu Kesir, Tefsir, VI, 412-413

Zeyd b. Erkam (r.a) anlatıyor:

ALLAH Rasûlü (s.a.v), Mekke ile Medine arasında Hummen ( Gadir Humm) denilen suyun başında bir hutbe verdi. ALLAH’a hamd, sena ve zikirden sonra şöyle buyurdu:

“Ey insanlar! Dikkat ediniz; ben bir beşerim. Rabbimin ölüm elçisinin gelmesi ve benim ona icabet edip aranızdan gitmem yakındır. Sizlere hukuku ağır iki kıymetli emanet bırakıyorum. Birincisi ALLAH’ın Kitabı’dır. Onda nur ve hidayet vardır. ALLAH’ın Kitabına sımsıkı sarılın. Onunla meşgul olun, onu öğrenin, öğretin; hükümlerini anlayın. İkinci emanet Ehl-i beytimdir.

Ehl-i Beytim hakkında ALLAH’tan korkmanızı hatırlatırım.

Ehl-i Beytim hakkında ALLAH’tan korkmanızı hatırlatırım.

Ehl-i Beytim hakkında ALLAH’tan korkmanızı hatırlatırım. ”

Erkam’ı dinleyenler arasında bulunan Husayn b. Sebre;

— Ehli beyt kimlerdir? diye sordu

Ehl-i Beyt, kendilerine sadakanın haram olduğu kimselerdir” dedi. Husayn,

“Onlar kimdir?” diye sorunca Zeyd b. Erkam (r.a),

“Ali’nin ailesi, Akîl’in ailesi, Cafer ve Abbas’ın âilesidir” dedi. Husayn,

“Bunlara sadaka haram mıdır?” diye sorunca, Zeyd (r.a),

“Evet” dedi. ( KAYNAK:Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe, 36; Nesâî, Sünen-i Kübrâ, Menâkıb, 9

Âlimlerin ekseriyetine göre Ehl-i Beyt, Peygamber Efendimiz Hz. muhammed, Hz. Hatice, kızı Hz. Fâtıma, damadı Hz. Ali, torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin ve kıyamete kadar oların sulbünden gelen zürriyetleridir.

Yani Hz. Hüseyin’in torunları olan seyitler ve Hz. Hasan’ın torunları olan şerifler Ehl-i Beyt’in günümüzdeki şerefli mensuplarıdır. Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’in şerefli nesli, kıyamete kadar hiç kesilmeyecektir…

1-Şüphesiz biz sana Kevseri verdik.

2. O Halde, Rabbin için niyaz eyle( ibadet), kurban( ihtiyaç sahiplerine yardım et) kes.

3. Doğrusu sana buğzeden ( kısır/ebtel diyen/aşağılayan), soyu kesik olanın ta kendisidir.(1)

Kevser Suresi: 1-2-3

Selam olsun o nurlu soya selam olsun Seyid nesli Pirlerimize, dedelerimize, babalarımıza..

https://youtu.be/WgYpvNWA2mA

Ehl-i Beyt Kimlerdir.

Ehl-i Sünnet’in Müslim, Buhari, Tirmizi, Ahmed, Nesei ve diğerleri gibi büyük hadisçileri dahi, fazilet ve menkıbet bölümünde Ehl-i Beyt’in faziletlerini Resulullah’ın zevceleri ve diğerlerinkinden ayırmışlardır?[5]

Ayrıca, Sahih-i Müslim’de, “Ali bin Ebi Talib’in Faziletleri Babı”nda, Zeyd bin Erkam’dan Resulullah’ın (s.a.a.) şöyle buyurduğu nakledilmektedir:

“…Ben sizin aranızda iki değerli emanet bırakıyorum. Onlardan birisi Allah’ın Kitabıdır. O Allah’ın ipidir. Ona uyan hidayete kavuşur, onu terkeden ise sapıtır. Diğeri ise Ehl-i Beyt’imdir. Sizlere Ehl-i Beyt’imi tavsiye ediyorum; Sizlere Ehl-i Beyt’imi tavsiye ediyorum; Sizlere Ehl-i Beyt’imi tavsiye ediyorum.”

Zeyd bin Erkam’a;

“Resulullah’ın hanımları da Ehl-i Beyt’inden sayılırlar mı?” diye sorulunca şöyle dedi:

“…Vallahi hayır. Kadın kocasıyla bir müddet yaşar. Sonra kocası onu boşadığında babasının evine ve kavmine geri döner. Ama Ehl-i Beyti, onun ailesinin asıl fertleri olup, sadaka almaları haram olan insanlardır.” [6]

Ayrıca Buhari ve Müslim, Aişe’nin Resulullah’ın (s.a.a.) Ehl-i Beyt’inden olmayıp halife Ebu Bekir’in ailesinden oluşuna tanıklık ederler. Bu konuda teyemmüm ayetinin nüzulu bölümüne bakınız. [7]

Şu halde, neden bazıları ne pahasına olursa olsun gerçekleri tersine göstermek istiyorlar acaba? Aişe’nin böyle bir fazileti olmadığını yalnız Şiiler ve Aleviler değil, Buhari ve Müslim de söylemekteler. Şimdi bundan dolayı Şiilere ve Alevilere çirkin sözler söyleyenler, Buhari ve Müslim’e de sövecekler mi?!

“Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve doğru söz söyleyin ki, Allah da işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah ve Resulüne itaat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur.”

Ahzab Suresi / 70 – 71.

ALLAH EYVALLAH

DERLEYEN: SERKAN HORUZ

KAYNAKLAR:

1-Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe, 36; Nesâî, Sünen-i Kübrâ, Menâkıb, 9

2-Taberî, Câmiü’l-Beyân, Cüz:XXII, Shf:7; Ibnu Kesir, Tefsir, VI, 412-413

3-Ibn Atıyye, el-Muharraru’l-Veciz, IV, 384. (Beyrut, 1993)

4-Râzî, Tefsir-i Kebir, XXV, 181

5- Sahih-i Müslim, c. 4, s. 1883 ve sonrası.

6- Sahih-i Müslim, c. 4, s. 1873, h. 2408.

7- Sahih-i Buhari, c. 1, s. 91; Sahih-i Müslim, c. 1, s. 279, h. 367.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir