MUHARREM ORUCUNUN TARİHSEL KÖKENİ VE KUR’AN-İ DAYANAĞI NEDİR?

Düştü Hüseyin atından sahra-i Kerbela’ya,
Cibril, var haber ver, Sultan-i Enbiya’ya

Alevi-bektaşi islam ekolünde tutulan Muharrem orucu Kerbela matemiyle bütünleşen bir oruçtur.

Türbesin üstünü nakşeylediler
Gel dinim imanım İmam Hüseyin
Seni dört köşeye baş eylediler
Gel dinim imanım imam Hüseyin


Pir Sultan'ım eydür erenler nerde
Çalısız kayasız bir sahra yerde
Kerbela çölünde kandilde nurda
Gel dinim imanım İmam Hüseyin

Pir Sultan Abdal.

Ancak Muharrem orucunun kutsiyeti ve başlangıcı sadece Kerbela katliamı olmayıp, Peygamber’den önce de tutulan bir oruçtur.

İşte Muharrem Orucu’nun bilinmiyenleri:

1- Muharrem ayı Hicri takvimin birinci ayıdır. Farsça’da onuncu güne “aşure” denir. aşure demek “on” demektir.

2- Tarihsel verilere göre islam öncesinde, Arap, İsrail( Yahudi), fars milletleri tarafından da Muharrem’in 10’nu kutsal kabul edilen bir tarihdir.

3- Bu günün kutsallığı bir çok peygamberin bugün kurtuluşa ve selamete ermesindendir. Bugün Peygamberlerin dularına karşılık verilmiştir. Bu nedenle hıristiyan, yahudi ve müslümanlar bugün peygamberlerine olan sevgi ve saygıdan ötürü oruç tutmuş, Allah’a şükür ve senalarını dile getirmişlerdir.

4- Hz. Muhammed’den öncede diğer dinlere mensup kimseler, oruç tutmuş, çorba pişirmiş, fakir fukarayı doyurmuş, Allah rızası için hayır ve ihsanda bulunmuşlardır.

5- Adem Ata hakkı için bir gün, İbrahim Peygamber’in ateşte atıldığı gün için 2 gün, Nuh peygamber’in gemisinin karaya çıktığı gün için 2 gün, Musa peygamber’in Firavunun şerrinden kurtulması ansına 2 gün.. Yunus peygamber için bir gün, Eyyup peygamber için bir gün, Yakup ve oğlu Yusuf peygamber için bir gün, toplamda ise 10 gün Muharrem orucu bütün inançlarda vardır.

6- Kur’an-ı Kerim Alemlere Rahmet olarak inmeye başlamasından sonra Hz.Muhammed ve Hz. Ali Muharrem orucunu 10 gün olarak tuttular. Muharremin 10. günü çorba pişirip hayır-ihsan ettiler.

Kur’an’ın Rahman Suresi işte bütün dinlerde ortak kutsal gün olan 10 Muharrem’e atfen söyle buyurulur:

“… O gün ne insana, ne de cine suçu sorulur….”

Kur’an-ı Kerim: Rahman Suresi /39 Ayet

Muharrem orucu Kur’an-ı Kerim’deki Araf Suresinin 142. ve Fecr Sûresinin ikinci ayet-i kerimesinde de belirtilir:

“…Musa ile otuz gece için vaadleştik. ve bunu, bir on ekleyerek tamamladık. Böylece Rabbinin belirlediği süre kırk geceye ulaştı. Musa, kardeşi Harun’a dedi ki: Toplulum içinde benim yerime sen geç,barışcı ol, bozguncuların yolunu izleme!”

Kur’an-ı Kerim: Araf Suresi 142. Ayet

“On geceye yemin olsun”

Kur’an- Kerim: Fecr Suresi 2. Ayet

7-Kur’an-ı Kerim’in Bakara suresi’nin 183. ayeti Muharrem orucuna getirilen bir başka delildir.

“… Ey inananlar! Oruç sizden evvelki kitap ehli olanlara farz kılındığı gibi, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız diye, sizede sayılı günlerde farz kılındı…”

Kur’an-ı Kerim, Bakara Suresi 183. Ayet

Hz. Muhammed, Muharrem ayında Hira mağarasında inzivaya çekilerek, oruç ibadetini tamamlar. Sonunda da Nuh Peygamber’in Kurtuluş çorbasını pişirip, fakir fukaraları doyururmuş. Mekki surelerinde “SAVM” diye geçen kelimenin Türkçe karşılığı “SÛKUT” yani söz sarf etmeme anlamına gelir ki bu da insanlarla ilişkiyi kesip ibadet etme manası taşır.

Hz. Muhammed dönemine ait Muharrem orucuna ilişkin bir başka hadis ise şöyledir:

Muharrem ayı ve Âşura Günü, Ehl-i Kitap olan Hıristiyan ve Yahudiler tarafından da mukaddes sayılırdı. Nitekim, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Medine’ye hicret buyurduktan sonra orada yaşayan Yahudilerin oruçlu olduklarını öğrendi.

“Bu ne orucudur?” diye sordu. Yahudiler, “Bugün Allah’ın Musa’yı düşmanlarından kurtardığı Firavun’u boğdurduğu gündür. Hz. Musa (a.s.) şükür olarak bugün oruç tutmuştur” dediler.

Bunun üzerine Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam da, “Biz, Musa’nın sünnetini ihyaya sizden daha çok yakın ve hak sahibiyiz” buyurdu ve o gün oruç tuttu, tutulmasını da emretti.

Aşûra günü yalnız ehl-i kitap arasında değil, Nuh Aleyhisselâmdan itibaren mukaddes olarak biliniyor, İslam öncesi Cahiliye dönemi Arapları arasında İbrahim Aleyhisselâmdan beri mukaddes bir gün olarak biliniyor ve oruç tutuluyordu.

Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam,

“Muharrem ayında oruç tut. Çünkü o, Allah’ın ayıdır. Onda öyle bir gün vardır ki, Allah o günde bir kavmin tevbesini kabul etmiş ve o günde başka bir kavmi de affedebilir” buyurdu.

Yine başka bir hadiste Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:

“Âşura Gününde tutulan orucun Allah katında, o günden önce bir senenin günahlarına keffaret olacağını kuvvetle ümit ediyorum.”

Diğer bir hadiste Peygamber şöyle buyurular:

“Her kim Aşura Gününde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa, Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder. Bu aile mefhumunun içine akrabalar, yetimler, kimsesizler, konu komşular da girmektedir. Fakat, bunun İçin fazla külfete girmeye, aile bütçesini zorlamaya lüzum yoktur. Herkes imkânı ölçüsünde ikram eder.”

Diye buyurdu:

İslam öncesi dönemde putperest araplarda oruç tutulduğuna dair herhangi bir kaynak yokken, Kureş’ten bazı kimselerin yılda bir ay müddetle (muharrem ayında) “TAHANNUS” (günahlara kefaret) olarak Hira dağına çekilip ibadet edildiği kaynaklarda belirtilir.

Kaynak: prof. dr. Fhilip K. Hitti çeviri: prof. Dr. Salih Tuğ, islam tarihi cilt 1, s: 202)

Allah Eyvallah

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir