SULTAN NEVRUZ BAYRAMI

“Nevruz” kelimesi, Farsça bir kelime olup yeni gün anlamına gelmektedir. Yine ” Newroz”, İran güneş takviminin ilk ayı Ferverdin’in ilk günüdür. Aynı sekilde “Nevruz” Rumi takviminde Mart ayının dokuzuna rastlar. İlkbaharın başlangıcı 12 hayvanlı Türk takvimine göre de Nevruz, yeni yıl olarak kutlanmaktadır.

https://youtu.be/w7Uw3RogWgQ

Nevruz bayramının  çıkış noktası İran gösterilmekle birlikte, Orta asya ve  Anadolu’da yaşayan birçok ulus da bu bayramı kutlamaktadır.

Ortaasya ve anadolu uluslarında  ilkçağlardan beri ışık ve ateş kutsal sayılmakta ve yüceltilmekdir. İslam öncesi eski kültürlerde bir ateşe tapma yöntemi olan törenlerin bu bağlamda,  zerdüşlükten çıktığı düşünülmekle birlikte bu doğru değildir. Aksine, zerdüşlükten önce ortaasya halkları ve Türklerde nevruz bilinmekte ve kutlanmaktadır.

Nitekim

Nevruzu en şaşalı şekilde kutlayan Azerbaycan Türkleri bugüne Noruz/Yeni Yıl ya da Ergenekon demektedirler. Kırım Tatar Türklerinde de Nevruz geleneği bütün canlılığı ile yaşamaktadır. Kırım Tatar Türkleri bu kutlu güne Navrez adı vermektedirler. Batı Trakya Türklerinin Mevris, Çuvaş Türklerinin de Naurus dedikleri bu gün Osmanlı Türklerinde de kutlanmaktaydı. Osmanlı coğrafyasında sayılı günlerden birisi olarak kutlanan bu günde güneşin koç burcuna girdiği anda Nevruziyye adı verilen bir macun/tatlı yemek gelenek haline gelmiştir.

Ünlü Rus gazeteci ve yazarı Georgi Kubliski daha Sovyetler Birliği döneminde Orta Asya’ya yaptığı bir gezi sırasında şahit olduğu Nevruz törenleri için şöyle demektedir: Gerçek ilkbahar Orta Asya’ya Nevruz ile gelmektedir. Bu İslam öncesi bayram ilkbaharda gece ile güngüzün eşitlendiği gün olan 21-22 Mart tarihlerinde kutlanır. Eskiden Doğu takvimine göre yılbaşı da aynı tarihte başlıyordu.

Bilimsel anlamda konuya yaklaşıldığında ise; Güneşin yıllık zahiri hareketleri zamanı, Mart ayının yirmibirinde (bazen yirmisinde) ekvatoru keserek, dünyanın güney yarımküresinden kuzey yarımküresine geçer. Bu zamanda güneş tam ekvatorda olduğundan, her yerde gece ile gündüz eşitlenir, yer yüzünün kuzey yarımküresinde bahar başlar. Buna göre de güneşin Mart ayının yirmibirinde ekvatoru kestiği noktaya, yaz beraberliği noktası denir.

Bu bağlamda, Güneşin koç burcuna girdiği gün olan 21 Mart bir dönüm noktasıdır. Bu günden sonra kış biter, ilkbahar başlar. Gündüzlerin uzamasıyla gün ışığı artar, uyuyan doğa uynanır, bitkiler canlanır, ve toprak ana doğurganlığını insana sunar.

Newruz ile ilgili bir çok efsane olmasına karşın en çok bilineni ise şudur:

“… Bir zalim Hükümdar olan Dehak’ın omzundan arkadaşı şeytanın öpmesiyle iki yılan türer.

Dehak bu yılanları beslemek için hergün iki gencin beynini yermiş.

Bir gün zalim Dehak’ı Demirci Kawa öldürür ve halkı zulümden kurtarır.

21 Mart’a denk gelen o gün zafer bayramı olarak kutlanır…”

ALEVİ BEKTAŞİ INANCINDA NEVRUZ BAYRAMI

Alevi-bektaşi inancında Nevruz ‘un önemi birçok kutsal olayın bu günde gerçekleşmesiyle ilgilidir.

☆ Hz. Ali Efendimiz 21 mart günü doğmuştur.

☆Hz. Muhammed Mustafa’ya Peygamberlik Payesi 21 Mart günü verilmiştir.

☆Hz. Ali ve Hz. Fatıma 21 Mart günü evlenmişlerdir.

☆Kainatın yaratıldığı gündür.

NEVRUZ CEMİ

https://youtu.be/EH9pZI6sW8A

Alevi-bektaşiler, tüm bu  kutlu olaylar anısına 21 mart gününü oruç tutup,bayram olarak kutlarlar ve gece Sultan Nevruz Cemi düzenleyerek Nevruziye Mersiyeleri söylerler. Bu bağlamda Alevi-bektaşi geleneğinde yüzlerce Nevruziye Mersiyesi vardır.

Nevruz, Ehlibeyti sevenlerin bayramıdır.

Nevruz, Hz. İmam Ali’nin doğum günüdür.Velayet nurunun dünyaya teşrif ettiği gündür.

Karanlıkları ilminin ışığıyla aydınlatanın, dünyaya zuhur ettiği gündür.

Alevi dedesi, Ali Rıza UĞURLU DEDE bakın bugün ile şöyle söyler

Bugün Cem Evlerimiz de, cemaatimize süt ikram edilir, çiçek verilir. Süt gibi ak, çiçek gibi güzel olun, manasını içerir. Çünkü Ehl-i Beytin yolu su gibi duru, süt gibi pak, çiçek gibi güzeldir. Onların yolundan gidenler, insanı insan yapan değerlerle donanırlar. Yaşamın güzelliklerini yaşar ve o güzel yaşamı bütün yönleriyle sunar, paylaşırlar.

Bugün bayramların sultanıdır, dargınların barıştığı, gönüllerin hoşnut edildiği, canların arındığı gündür. Bugün de biz Aleviler, Bektaşiler cemler yaparak, Allah’ın insanlığa sunduğu bu büyük Veli’yi (Hz. Ali’yi) gönderdiği için Allah’a hamd ederek, şükranlarını sunduğu gündür.

Hz. İmam Ali bir okyanus misali… Defalarca okunur-okunur da, her defasında apayrı güzellikler keşfedilir. Düne bugüne ve belki de yarınımıza ışık tutabilen bu değeri özümsemek ve bundan en iyi şekilde yararlanmak en yüce kıymetler olsa gerek.

Geliniz bu yüceler yücesi değerler bütünü, ilmin kapısı Hz. İmam Ali’nin sayfalarını dağarcığımız da olanı kadar birazcık açıp hep birlikte faydalanalım.

İnsanlar vardır doğarlar, yaşarlar, ölürler. Yaşayış sayfasında bir izleri bile kalmaz, zaman alanında bir sözleri bile söylenmez, sanki doğmamışlardır, sanki yaşamamışlardır.

Bir yıldız aksa göz alır, bir kuş uçsa kanadının sesi duyulur, hâlbuki bunlardan ne ses kalır, ne de bir nefes. Dünyaya gelmeselerdi hiçbir şey eksilmezdi, gelmişlerdir, yeryüzünde hiçbir fazlalık olmamıştır.

Hâlbuki insanlar vardır, ömürlerini sürüp giderler fakat zaman onlar için akar, düşünce onların hayatını örer, inanç onlara bağlanır, düşmanlık onlara saldırır. Bunların adları toplumu sürükler, hatıraları devletler kurar. Bunlar için zulme göğüs gerilir. Bunlar için birlik- dirlik olunur.

İşte, ilmin şehri velayet ve imametin başı keremler sahibi fütüvvet (sır saklayan) ehli Hz. İmam Ali böyle bir değerdir. Onun adı toplumu sürüklemiş ve onun adına barışlar ve savaşlar olmuştur. Aradan yüzyıllar geçmesine rağmen halen gönlümüzdedir ve halen onun manevi şemsiyesi altında yüz binlerce insan dosttur, kardeştir.

Hz. İmam Ali, Haşimi soyundan, babası Ebu Talip, annesi Esed Kızı Fatıma’dır. Hz. Muhammed’in amcasının oğludur. Hz. Ali’nin annesi Hz. Fatıma, Beytullah’ı (Kabe) tavaf ederken, doğum sancıları başlamıştır. Bundan sonra Kâbe’nin içine girer, 21 Mart 598’de yani fil yılının Recep ayında, dışarıda tavaf devam ederken, içerde Şahı Velayet doğmuştur.

Kabe’de dünyaya gelen tek insan Hz. Ali’dir. Hz. Muhammed, doğan çocuğa Ali adını vermiştir. Annesi Hazret’i Muhammed’in “Anamdan sonra anamdır” dediği Fatıma, İlginçtir ki, Fatımatüz Zehra’nın anneannesinin adı da, kayın validesinin adı da yine Fatıma’dır. Hz. Muhammed de “Ben Fatımaların çocuğuyum” demiştir.

Hazreti Ali, Alevi / Bektaşi yolunun kurucusu ve baş önderidir. Aleviler ona tarifsiz bir sevgiyle bağlıdırlar. Öyle ki, onu sevmek, aşktır, dindir, imandır, ikrardır.. Nitekim Hazreti Muhammed, “Ali’yi seven beni sever, beni seven Allah’ı sever.” demek suretiyle Hazreti Ali sevgisinin İslam’daki yerini ve önemini çok açık bir biçimde dile getirmiştir.

Hazreti Ali, zulme karşı başkaldırmanın tarihsel simgelerinden biridir. O mazlumların en büyük lideridir. Kendisi de büyük haksızlıklara uğramış, büyük acılar yaşamıştır. O, Tanrı’nın en sevgili velisidir. Onda üstün nitelikler vardır. Bu üstün nitelikler ona Tanrı tarafından verilmiştir. O, seçilmişlerdendir. O, Tanrının rızasını kazanmış / Murtaza olanlardandır. O, evveldir. O, ahirdir. O, batındır. O, zahirdir. O, candır. O, canandır. O, dindir. O, imandır.

Aleviler ona duydukları tarifsiz sevgi ve bağlılığın bir yansıması olarak onu çeşitli adlarla anmaktadırlar.

O, Şah-ı Merdan’dır. Yani yiğitlerin şahıdır.

O, Şah-ı Evliya’dır. Yani evliyaların şahıdır.

O, Şir-i Yezdan’dır. Yani Tanrı’nın aslanıdır.

O, Nihan’dır. Yani sırdır.

O, Şah-ı Velayet’tir. Yani veliliğin şahıdır.

O, Ebu Turab’tır. Yani toprağın babasıdır.

O, Bab’ül – İlimdir. Yani bilimin kapısıdır.

O, Emir’ül – Mü’minin’ dir. Yani İnananların önderidir.

O, Haydar’dır. Yani aslandır.

O, Vechullah’tır. Yani Tanrı’nın yüzüdür, tecellisidir.

O, Kur’an -ı natık’tır. Yani Konuşan Kur’an’dır.
Gibi daha pek çok lakapları vardır.

21 Mart bayram günüdür Cem’dir canlar. Hz. Ali’nin doğduğu gündür erenler. Cümle Cihanın 18 bin Alemin secdeye vardığı gündür erenler, ve dahi bu dünya’nın var edildiği andır erenler.

Pir Sultan Abdal’ın Nevruz değişi ile devam edelim;

Sultan Nevrûz günü cemdir erenler,
Gönüller şad oldu ehl-i imanın,
Cemâl yâri görüp doğru bilenler,
Himeti erince Nevrûz Sultan’ın.

Cümle eşya bugün destur aldılar,
Aşk ile didâra karşı yandılar,
Erenler ceminde bâde sundular,
Himmeti erince Nevrûz Sultan’ın.

Erenler dergâhı rûşen bu günde,
Doldurmuş bâdeyi, sunar elinde,
Susuz olan kanar kendi gönlünde,
Himmeti erince Nevrûz Sultan’ın.

Sultan Nevrûz günü canlar uyanır,
Hal ehli olanlar nura boyanır,
Muhib olan bugün ceme dolanır,
Himmeti erince Nevrûz Sultan’ın.

Pîr himmet eyledi bugün kuluna,
Cümle muhib bugün cemde buluna,
Cümle eşya konar kudret balına,
Himmeti erince Nevrûz Sultan’ın.

Aşık olan canlar bugün gelürler,
Sultan Nevrûz günü birlik olurlar
Hallâk-ı cihandan ziya olurlar,
Himmeti erince Nevrûz Sultan’ın.

Pîr Sultan’ın eydür, erenler cemde,
Akar çeşmim yaşı her dem bu demde,
Muhabbet ateşi yanar sinemde,
Himmeti erince Nevrûz Sultan’ın.

Nevruz/yeni yıl hazırlıkları

Evler temizlenir, silinir, süpürülür, her şey baştan aşağı yıkanır, bütün yatak, yorgan, döşek, kilim, halı, yolluk ve benzeri şeyler güneşe çıkarılıp serilir. Kış boyunca içine sinen nemden arındırılır, ve bol bol güneş alması sağlanır.

Sonra bunlar sopalarla dövülerek (çırpılarak) tozdan arındırılır. Bu esanada uyanan doğayla, bahçe işleri de büyük bir hızla yapılmaya çalışılır;

bahçede biriken çöpler ocaklardan çıkan küllerle karıştırılarak, gübre olarak toprağa verilir. Ark ve kanallar toprak ve çamurlarından arındırılır.

Ağaçlar budanır, fazla dallar kesilir ve ağaçların dibi havalandırılır.

Koyun ve keçi gibi küçükbaş hayvanların dizkapaklarından çıkarılan kemik, enkaze olarak adlandırılan bu kemikle çocuklar aşık oyunu oynarlar.

Bahçelerde veya boş meydanlarda, sokak aralarında Ateş yakılmalır. Ateşin yakılmasıyla içlerinden bir dilek turarak ateşin üzerinden atlayan kimseler bu dileklerinin gerçekleşeceğine, tüm hastalıklarının bu ateşe dökülüp yanacağına, yeni yıla bu hastalık ve kötülüklerden arınarak girileceğine inanır.

İnanışa göre, ateşin üzerinden bazı yerlerde üç bazı yerlerde ise yedi defa atlanılması gerekir.

Ateşin üzerinden atlanırken genellikle şöyle bir tekerleme okunur:

“Ağırlığım, uğurluğum dökülsün bu ateşin üstüne”

“Ağırlığım, uğurluğum, kelliğim, keçelliğim hep bu ateşe”

“Ağırlığım, uğurluğum dökülsün, ateşte yanıp kül olsun”

“Yansın alev saçılsın, bahtım açılsın”

Nevruz geldiğinde yapılan bir başka adet ise , sabah erkenden köyün çocuklarının ev ev dolaşmasıdır kapısı her çalınan komşu çocuklara yumurta verilir bu benim de Erzincan’da bizzat yaşadığım ama günümüzde olmayan geleneklerdendir.

Mart 21’i geldiğinde ise, oruç tutulur, cem yapılır.

21 Mart günü Alevi-Bektaşi inanışında..

Tanr’nın dünyayı yarattığı gün.

Hz. Ali’nin doğduğu gün.

Hz. Muhammed’in yerine Hz. Ali’yi Gadir-hum’da atadığı gün.

Bahar’ın başladığı gün.

olarak algılanır:

Gelin ey kardeşler seyran edelim
Ali’nin doğduğu eyyam bu demdir
Bu zevkle münkiri hayran edelim
Ali’nin doğduğu eyyam bu demdir

Çerağlar uyansın, kurulsun Cem’ler
Gülbanklar çekilsin, sürülsün demler
Cümbüşe gelsinler cümle Erenler
Ali’nin doğduğu eyyam bu demdir

Hüsnü Baba eyler candan niyazı
Dem sunsun sakiler, kılsınlar bâz’ı
Okunsun nefesler, çalsınlar sazı
Ali’nin doğduğu eyyam bu demdir.

Sultanı Nevruz günü canlar uyanır
Hal ehli olanlar nura boyanır
Muhib olan bu gün ceme dolanır
Himmeti erince Nevruz Sultan’ın


Aşık olan canlar bu gün gelürler
Sultan Nevruz günü birlik olurlar
Hallak-ı cihandan ziya olurlar
Himmeti erince Nevruz Sultan’ın”

Pir Sultan Abdal

Geldi dünyaya bu dem lütf-u adâletle Ali
Nur’a gark oldu heman arz-ü semavât-ü celi
Cümlece ins ile cinn yüz sürüp dedi belî
Ehl-i islama bugün vahy ile Kur’an geldi.

Hüsnü Baba

Nevruz Alevi-bektaşi İnansında hz. Ali’nin doğduğu gündür.

Nübüvvet izharı bugünde oldu,
Cenâb-ı Ali de bugünde doğdu,
Kâinât bugünde nur ile doldu,
Bugün Nevruz oldu eyyam bizimdir
Sevinelim canlar bayram bizimdir.

Hüsnü Baba

Ali’nin doğduğu gündür
Bu gün her günden üstündür
Hemen Sâki kadeh döndür
Bugün Nevruz’u Sultandır”

Y. Fahir Ataer Baba

Alevi-Bektaşi İnanısında, Nevruz’da veya Mart Dokuzu’nda, “ins ile cinin” ve tüm mahlukatın ve varlıkların secdeye kapanarak “yüz sürüp” ikrar verdiklerini, yani “beli” dediklerini ginanılır.

Özellikle Türkiye’de yaşayan Aleviler-Bektaşiler arasında yaygın olan bir inanca göre, bu gece yarısından sonra, ağaçlar ve diğer varlıklar, secdeye gelirken, bir çok değişiklikler olur, hatta derelerde su yerine süt aktığına inanılır.

Kim o sırada suya girip yıkanır ve o secde anını gözetlerse, tüm günahlarından arınır, Hak nezdinde makul olup büyük sevap kazanır. Bu yüzdendir ki, eski zamanlarda ağırlıkla Tunceli, Erzincan, Sivas gibi yörelerde, kimi yaşlılar, söz konusu gece, suların soğukluğuna aldırış etmeden derelere koşup yıkanmak için çaba gösterirler.

Nevruziye

Lâmekân ilinden bir seda geldi,
“Nevruzunuz canlar mübarek olsun.
Kalb-i mü’minâna bir sefa geldi
Nevruzunuz canlar mübarek olsun.

Vilâdet günüdür hak Murtezâ’nın,
Şemşîr-i kudretle ol kibriyânın
Na’ra-yı Haydar tek açıp dehânın
Nevruzunuz canlar mübarek olsun.

Bu gün huruc eder cümle mevcudat,
Bu dem kıyam eder yevm-i arasat;
Bu demde açılır mü’mine mir’at
Nevruzunuz canlar mübarek olsun.

Zirûh, gayri zirûh başkeser şaha,
Bu dem izin alıp gelirler caha;
“Fescidü” emriyle ol yüzü maha
Nevruzunuz canlar mübarek olsun.

Bunda hadân olur kalbi mükerrer,
Göz yaşları olur la’l ü mücevher,
Lâ’net et Yezîd’e ey Didârî kemter
Nevruzunuz canlar mübarek olsun.

HÜSNÜ (NEVRUZİYE)

Erler geldi bize mihman olarak
Nevruz bayramını kutlamak için
Şahın meydanında erkân kurarak
Nevruz bayramını kutlamak için


Bir yere cem oldu ehli müveddet
Sürdüler demlerin bunlar âkıbet
Sâkiler sundular câmı muhabbet
Nevruz bayramını kutlamak için


Bugün mevcudata gulgula düştü
Çemenzar zeminden taşraya göçtü
Bülbüller şevk ile güllere üştü
Nevruz bayramını kutlamak için


Gösterdi ruyini burci hamelden
Şemsi burcü safabaş oldu andan
Yaz eyyamı nişan verdi bahardan
Nevruz bayramını kutlamak için


Kâinat zevk ile sürura daldı
Münkir münafıklar hayrette kaldı
Raksederek şia semaa kalktı
Nevruz bayramını kutlamak için


Teberra ehline ederek lânet
Mühibban pür neşe olmuşlar sermest
HÜSNÜ ye bir dolu ettiler himmet
Nevruz bayramını kutlamak için

Teberra: Sevmeyip yüz çevirme, uzaklaşma , uzak durma

Mühibban: Heybetli, korkunç, korkutan

ŞÜKRÜ BABA (NEVRÜZİYE)

Akşamlar aşk olsun bayram gecesi
Bu ayın nurudur Sultan-ı Nevruz
Fazl-ı şahım budur dilek gecesi
Ne mübarek gündür Sultan-ı Nevruzu


Bayram kutlu olsun açılmış güller
Konmuşlar meydana garip bülbüller
Esmai Hayderi zikreder diller
Ne saadet bize Sultan-ı Nevruz

ŞÜKRÜ BABA söyler: Bu deme şükür
Nurunu, sırrını kıldı tefekkür
Muhammed Ali’dir dilinde zikir
Ne mürevvet bize Sultan-ı Nevruz

KAYNAKLAR:

1- Ali Rıza Uğurlu DEDE’nin “Sultan Nevruz Bayramı” isiml,i makalesinden derlenmiştir. http://www3.habercem.com/Sultan_Nevruz_Bayrami/195126

2-Ali Yaman’ın ‘Sultan Nevruz’ makalesi

3-Nevruz.gen.tr (http://www.nevruz.gen.tr)

DERLEYEN: SERKAN HORUZ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir